Kanseri anlamaya doğru… Röportaj: Dr. Ataman Sendöl

Geçtiğimiz yıl, dünyanın en saygın bilim dergilerinden Science ve GE Healthcare firmasının en iyi araştırmacılara verdiği, Avrupa Kıtası Genç Araştırmacı Ödülü‘ne layık görülen moleküler biyolog Ataman Şendöl ile, yoğun çalışma temposuna rağmen kısa bir röportaj gerçekleştirdik.

Bize kısaca kendinizden ve akademik geçmişinizden bahseder misiniz?

Zürih’de doğdum. Zürih ve Lausanne Tıp Fakültesi’nden mezunum. Tıp eğitiminden sonra Zürih Üniversitesi’nin postgraduate araştırma programına girdim. Bu iki sene sürdü. Bundan sonra araştırma alanında daha da ilerlemek ve derinleşmek için MD-PhD (Tıp Hekimi ve Doktora) programına geçtim ve moleküler biyoloji alanında doktoramı da tamamladım. İki senedir postdoc olarak çalışıyorum.

Tıp eğitimi aldıktan sonra moleküler biyolojiye ve apoptoz üzerine yapıyor olduğunuz mevcut araştırmalara nasıl yönlendiniz? Bu karanızı etkileyen faktörler nelerdir?

Bazı tıp dallarında büyük gelişmeler var. Örneğin kalp krizinin ön-tanısı, 20 yıl öncesine kıyasla çok daha iyi. Fakat bazı kanserlerde maalesef bu ilerlemeler çok daha yavaş. Daha çok çalışmaya ihtiyaç duyan bir alan bu! Seçimimi bu ihtiyaç etkiledi.

Apoptoz bir proses olarak, hem bir tümör oluşurken önemli, hem de kanser tedavisinde önemli. Çünkü şu anda kullanılan kanser tedavisi yöntemlerinin çoğu apoptozu aktive eden tedavi mekanizmaları kullanıyor. Yani apoptoz hem kanser oluşumunda, hem  de terapisinde büyük önem taşıyor. Bunu etkileyen moleküler kontrol mekanizmalarını anlamak bence çok temel bir gereksinim.

Science dergisi ile GE Healthcare tarafından 4 kıtadaki en iyi araştırmacılara verilen “2010 yılı Avrupa Kıtası Genç Araştırmacı Ödülü”ne layık görüldünüz. Bu ödülün sizin için anlamı ve kariyerinizdeki öneminden bahseder misiniz?

Esasen kaliteli ve ilginç bir araştırma yapmak her zaman bir ödülden daha önemli, ama tabi ki bu büyük bir onur ve gelecek bilim sorularını cevaplandırmak için büyük bir motivasyon kaynağı. Üstelik, benim profesörüm Michael Hengartner, bu ödülü 1985 yılında alan ilk bilim insanıydı. Böylece hocadan sonra bir öğrencisi almış oluyor.

Kariyerimdeki önemini şu anda söylemek için biraz erken. Ama doğru olan şu ki, bilim dünyasında görünürlük artıyor.

Kanserli hücrelerin neden  ölemediği konusundaki araştırmanızı bize özetleyebilir misiniz?

Bir tümör oluşurken, kan damarları birlikte büyümüyor ve bu yüzden tümörün içinde oksijen emilimi azalıyor.

Bizim araştırma başlangıcında sorduğumuz soru; oksijen azalması apoptozu nasıl etkiliyor idi. Bu soruyu yanıtlamak için iplik solucanı C. elegans ‘ı inceledik. Oksijen azalınca, başka bir program harekete geçiyor ve bulduğumuz bu harekete geçen yeni program apoptozu bastırıyor. Biz bunu yapan yeni bir geni bulduk. Bir adım daha atarak, aynı mekanizmanın insanlardaki melanom hücrelerinde de olduğunu gösterdik.

Sizce bu araştırmanın sonuçlarının, gelecekteki yansımaları nasıl olacak?

Bilimde hiç bir zaman önceden bilemiyor, kestiremiyorsunuz. Bazen hiç kimsenin okumadığı bir yayın, bakarsınız 10 sene sonra biri tarafından okunur ve  meşhur olur. Kimi zaman da çok yankı yapan bir yayın, 2 sene sonra unutulabilir.

Ama tabii ki, bu yeni bulduğumuz apoptozu bloke eden proteine karşı ilaçlar bulunur ve bir gün bazı tümörlere karşı kullanılabilinirse çok iyi olur. Ama temel bilimlerde, kliniğe giden yol hiç de kısa değil ve uzun zaman alabiliyor.

Türkiye’deki akademik ortam ve araştırma koşulları hakkında deneyimleriniz, fikirleriniz nelerdir?

Araştırma hakkında birşey diyemeyeceğim çünkü iç yüzünü tanımıyorum. Ama eminim ki çok yetenekli genç araştırmacılar var Türkiye’de. Yeterince iyi bir araştırma ortamı var mı, bilimsel merak ve eğitim nasıl onu bilmiyorum. Bu kendi içinde başka bir soru zaten.

İntern olarak iki ay Ankara’da çalışmıştım. Tıp ortamını çok sevdim. Takım düşüncesi çok önemli Türkiye’de. Sağlık alanındaki insan gücü ve ortam çok iyi. Yalnız bana öyle geliyor ki bazen insanları gereksiz yere yorarak bunaltabiliyorlar.

Gurur verici bir örnek olarak, yeni mezun veya eğitimine devam etmekte olan biyoloji ve tıp öğrencilerine kariyer tavsiyeleriniz nelerdir?

Çok ilgiliendikleri bir alanı bulmak en önemlisi. Sonra iyi bir bilim ortamı mühim. Açık fikirli insanlar lazım. Ayrıca bilim mutlaka bir takım çalışması gerektirir. Çalıştığınız ortamın katkısı her zaman çok yararlı olabilir ve başarıdaki payı büyüktür. Jim Watson demişti ki: “Her zaman senden daha akıllı insanlarla birlikte çalış.”

Ve tabi çok çalışmak lazım, bir bilim sorusu sorunca bütün varlığınızı ortaya koymanız lazım o soruyu cevaplandırmak için. Açık fikirli olmak, sorgulamak, eleştirel bakış açısı ve eleştirel yaklaşım önemli.

Bu röportaja vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz!

Ben teşekkür ederim.


Röportaj: Selçuk Can Güven

University of Zurich – Institute of Molecular Life Sciences – Hengartner Lab

General Electric Healthcare’in Ataman Şendöl ile Röportajı (İngilizce)

 

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook Email

Yorum yok... İlk yorum yazan siz olun!

Yorum Bırakın